Kolaycılığın Azgın Çocuğu: Ön Yargı

Hemen herkesin her konuda bilgi sahibi olduğu ancak bir konunun uzmanı ve ehlini bulmanın ise epeyce zor olduğu bu coğrafyanın kadim marazı kolaycılıktır. Bilgi ve çaba yerine kısa yoldan hedefe varmanın, hak etmek gibi kaygılar taşımadan hızlıca amaca ulaşmanın yadırganmadığı garip bir zamandayız artık…

İnsani değerleri gözetmeden, herhangi bir etik kaygı taşımadan doğrudan amaca odaklanıp her yolu (aracı) mubah gören anlayışın olduğu yerde ise dürüstlük ve hakkaniyete yaşam alanı kalmamakta, samimiyet de yerini riyaya bırakmaktadır.

İnsani değerlerden bu şekilde hızlıca “arınınca” artık haklı ve haksızın bir önemi kalmamakta, başkalarının hakkını savunmak ise adeta bir fantezi olmakta; bunun yerine kolayca suçlayıp damgalamak tercih edilmektedir. Muhtemeldir ki bu hastalıklı anlayışın en önemli komplikasyonlarından birisi de yaygınlaşmış ön yargıdır. Bu nedenle de gerçeğin ne olduğunu öğrenmek için çaba göstermek yerine görünürdeki birkaç emareye bakarak damgalayıp suçlamak olağan bir davranış hâline gelmiştir.

Nitekim son yıllarda yaşanılan şahsi örnekler de göstermiştir ki ön yargı bu coğrafyayı sevmiş, aşı tutmuş ve bol meyve vermiştir. Söz gelimi “Demek o üniversitede çalışmış, öyleyse kesin FETÖ’cüdür!” şeklindeki değerlendirmelerle bir çırpıda sizi Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) gibi eli kanlı ve cani bir örgütün mensubu yapabilmişlerdir. Oysa sizin o üniversiteye girişinizi sağlamak için sahte evrak düzenlenmiş olmasının, o evrakı düzenleyenlerden birisinin şimdi yurt dışında firarda olmasının, size o üniversitede şiddetli bir mobbing uygulanmasının ve sonra da sözleşmenizin haksızca feshedilmesinin hiçbir önemi yoktur. Çünkü ön yargı, kolaycılığın en acımasız çocuğudur ve o çocuk da hakkaniyet, dürüstlük, fazilet gibi önüne çıkan her insani değeri acımasızca yok eden eli kanlı bir katildir. Katillerle iş tutanların ise kalpleri temiz (!) olsa bile ellerine kan bulaşacağı açıktır!

Yorumlar