Vicdan

Sevgi ve şefkat gibi doğuştan değildir vicdan, aksine sonradan kazanılan kompleks bir erdemdir. Bu yüzden de korkaklığı, pısırıklığı hatta ahlaksızlığı kabul etmekte zorlanmayanlar, “vicdansızlık” söz konusu olunca bir adım geri çekilirler.

Ne var ki çoğu zaman insan, kendisinde/elinde olmayanı sahiplenmek, vurgulamak ve göstermek ister. İşte bu yüzden de mağduriyet edebiyatı yapanlar, en çok mağdur edenler; dürüstlük ve ahlaktan dem vuranların ise en edepsizler arasından çıkar.


Şüphesiz ki insan, duyguların esaretiyle fakat akıl gibi güçlü bir aygıtla donatılmış olarak doğar. Dolayısıyla kin, nefret, öfke, intikam, kibir gibi duyguları kontrol etmeden vicdan sahibi olamaz insan. İşte bu yüzden de kibrine yenik düşenlerin, gurur dağlarından inmeyenlerin, vicdan ve merhametten yoksun olması tesadüf değildir.

Vakurla, dik durmayı; hor görmeyle, gururu birbirine karıştıranların; kaybettikleri ya da hiç sahip olmadıkları öz güveni, çevrenin ve/ya ailenin onayında/kabulünde arayan çelimsiz kişiliklerin vicdanlı olmalarını beklemek ise beyhude bir hayaldir.