Bir lokma…

Gül yüzlü, kara gözlü, tatlı dilli, sevimli bir teyze.

10 çocuk annesi, beşini yitirmiş öyle veya böyle.

Kalanlardan birisi hasta, ikisi uzakta; söylemiyor diğer ikisini.

Ne haksızlıklar görmüş ne acılar çekmiş; yıpranmış, yılmamış, belki biraz yorulmuş ama ayakta, yaşamaya uğraşıyor...


İçkiden, içenlerden; şiddetten ve karısını dövenlerden bahsediyor nefretle.

Dalmış gözleri, bir ışık arar gibi çaresiz ama umutla bakıyor uzaklara ve bir bir çıkarıyor baktığı yerden: kocasını, çocuklarını, damatlarını, eski işverenlerini, hâsılı herkesi.

Bir oradan, bir buradan dökülüyor; bazen anılar, bazen sırlar...

Kendisini odaya kilitleyip evine göndermeyen ev sahibesini taptaze bir öfkeyle hatırlıyor; lanet olsun, derken sesini kısıp “Ölmedi onun annesi, intihar etti!” diyor fısıltıyla.

Kızı, evli bir adamı ayartmakla; koca ise içkiyle uğraşırken günlerce odasından çıkmayan anneyi, üşengeçliğini üzerinden güç bela atan oğlu bulmuş, diyor yanında boş ilaç kutularıyla.


Şaşırmadım ama biliyordum, diyor çünkü söylemişti bana...


Birden aklına küçük oğlu geliyor; okuyacaktı ama bir gün kulakları ağrımaya başladı, doktora götürdük, ameliyat dedi, yaptıramadık, çok geçmedi menenjit olup yitip gitti aramızdan, diyor sızıyla ve can acısıyla.

Şimdi muhtaç bir ekmek parasına.

Çay demleyecek tüpüm yok, diyor ve yemek pişirecek param...

Eskisi gibi gücüm de yerinde değil çalışamıyorum artık ama bitmiyor ihtiyaçlar, bir gün değil beş gün değil… 

Hiç değilse bir lokma koysak ağzımıza diyor, bir lokma!

Saklıyor, gülümser yüzünün ardından içine akan yaşları; bir müşteki oluyor, bir müteşekkir.

Ezile büzüle, utana sıkıla bir miktar para uzatıyorum kendisine; seviniyor, seviniyor, dualar ediyor...

İki ekmek, bir tüp alır; bir lokma koyarız boğazımıza, diyor; yüzünde eğreti duran bir gülümsemeyle.

Dudaklarım ezilirken dişlerimin arasında, burulurken içim, gözlerim damlıyor yüreğimdeki tutuşan kora...

O, başını ağrıttım, diyerek artık ayrılırken yanımdan, bense haykırmak istiyorum avazım çıktığı kadar usulca; lakin kahrım bir lokma olup düğümleniyor boğazıma ve çaresizlik bir felç gibi yapışıyor tüm varlığıma!..